MODERN TIBBIN EN BÜYÜK HATASI

2

Bazı modern tıp uygulamalarına yönelik eleştirileri ile tanınan Fitoterapist Dr. Ümit Aktaş, günümüz tıbbının hastalıklara yaklaşımının sadece belirtileri ortadan kaldırmak yönünde olduğu ve hastalıkları tedavi etmediği görüşünde.Hastalıkların kökeninde zayıf bağışıklık olduğunu belirten Dr. Aktaş’a göre, bağışıklık sisteminin önemini kavrayamayan modern tıp uygulamaları ile sadece şikayetler gideriliyor ama hastalıklar tamamen tedavi edilemiyor. “Ortodoks tıp büyük bir hata içinde, hastalıklara yaklaşımın bir an önce değişmesi gerek”

Modern tıbbın bağışıklık sisteminin önemini kavrayamadığını söyleyen ve “Sadece belirtilere yönelik tedavi yaparken bağışıklık sistemi baskılanıyor, bu en büyük hatalardan biridir. Yani insanlar hastalıklardan tam olarak kurtulmuyor ve ilaçlara bağımlı bir hayat yaşıyor” diyen Aktaş’ın, argümanlarından biri de kanser ve tedavisinde izlenen yol: “Kemoterapi toksik bir tedavi, kanser hücrelerini de sağlam hücreleri de öldürüyor. Ondan sonra doktor size, ‘başarı sağladık, tümör küçüldü’ diyor. Ama tümör küçülürken hastanın genel sağlığı ne oldu, vücudu ne hale geldi, bunu kimse göz önünde bulundurmuyor. Yani bu şuna benziyor; kemoterapi bir top, duvarda da bir sinek var, siz o sineğin üzerine topla ateş ediyorsunuz. Evet, sineği öldürüyorsunuz ama duvarı da yıkıp harap ediyorsunuz. Sonra ne oluyor, vücut bu kadar hasar görmüşken, geriye kalan kanser hücreleri bir süre sonra bağışıklık sisteminin bu zayıflığından faydalanıp eski kanserden daha kötü şekilde ortaya çıkıyor.”

Aktaş’a göre, ilaçlara bağımlı yaşamın önüne geçmenin tek yolu bağışıklık sistemini güçlendirmek. Bunun için de birçok tedavi seçeneği olduğunu söyleyen Aktaş, güçlü bağışıklığın püf noktası olarak bağırsakları işaret ediyor, sadece sindirim işine yaramadığını söylediği bağırsakların vücut direnci için ne anlama geldiğini şöyle anlatıyor: “Bağırsaklar vücudun ikinci beynidir, kendine ait bir sinir sistemi vardır.

Güçlü bir bağışıklık sistemi için en önemli şey bağırsakları desteklemek ve güçlendirmektir. Yararlı bakteriler olan probiyotikler 70 yıldır ölüyor, çünkü 70 yıl önce antibiyotik yoktu. Antibiyotikler zararlı mikropları öldürürken faydalı mikropları da yok ediyor. Ayrıca hazır süt, yoğurt ve işlenmiş gıdalar da probiyotikleri kaybediyor. Bunları kaybetmek, alerjilere, egzamalara, kansere, enfeksiyonlara, yüksek tansiyona, diyabete neden oluyor. Yanı sıra sedef, kolit, haşimato, romatoid artrit gibi çok sayıda otoimmün hastalığa yol açıyor.”

PROBİYOTİK FABRİKASI: APANDİS
Güçlü bağışıklığın olmazsa olmazı probiyotiklerin apandisten çoğaldığı bilgisini veren Aktaş, yararlı bakterileri artırmak ve savunma sistemine katmak için yapılması gerekenleri ise şöyle aktarıyor:

“Doğal ve mevsiminde besleneceğiz, işlenmiş gıdalardan uzak duracağız. Mevsim dışında sebze meyve tüketmeyeceğiz. Yoğurt çok önemli, ev yoğurdu yapacağız. Bir de probiyotik toz veya kapsüllerle yoğurt yaparsanız çok daha iyi olur. Kutu, pastörize sütlerden, hazır yoğurtlardan uzak durmalıyız. Bana, ‘Sokak sütünü mü savunuyorsunuz, enfeksiyonlar ne olacak’ diyorlar. Sokak sütünü 15-20 dakika taşım taşım kaynattıktan sonra hiçbir enfeksiyona yakalanmazsınız. Bir de her şeyin mikropsuz olmasını isteyen aşırı hijyen kavramı var. Vücudumuzda mikropların da dengeli olması lazım, bu nedenle hijyen takıntısından uzak durmalıyız. Ekşi maya ekmeği yiyeceğiz, tahılları kabuklarıyla yiyeceğiz çünkü bunlar da probiyotiktir.”

Kaynak:NTV

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s